Kadın milleti ilginçtir. Bunu ilk keşfeden kişi elbet ben değilim ama bir kadın olarak belki de en samimi şekilde itiraf edenlerdenim.
Alışverişi, kuaföre gitmeyi, bakımlı olmayı severiz. Ayakkabıdır, elbisedir para harcayabileceğimiz hatta mümkünse taksit yaptırabileceğimiz her şeye tutkunuz.
Ojelerimiz suya girince çıkmasın, yağmur yağınca saçımızın fönü gitmesin, sokak ortasında çorabımız kaçmasın... İşte tüm derdimiz bu...
İnanamadınız biliyorum. Hele ki beni yakinen tanıyorsanız hiç inanmadınız. Çalıntı bir yazıyı okuduğunuzu hatta kafama saksıdan çok daha ağır bir şeyin düştüğünü düşündünüz.
Korkmayın. Nabız yokladım.
Bugünü önemli kılan ve not etmeme neden olan konu sakın sakın ve sakın kıçınıza olmayan bir pantolonu denemeyin!
Denediyseniz zorlamayın. Zorladıysanız fermuarı çekmeyin.
Biz kadınlar çok iyi biliriz ki ne zaman bir mağazaya gitsek ve bir kıyafet denemeye kalksak 100 ünden ( çüş o kadar denemiyoruzdur herhalde ) 10 nundan 4 ü ( nasıl bir istatistikse ) ya patlak çıkar ya dikişi söküktür ya da fermuarı bozuktur. Çünkü kadın denen yaratık inatçıdır. 40 beden popoyu 36 ya sokmaya gayretlidir.
Aynı bedenin farklı renkleri arasında üretim hatası olduğunu idda edenleri gördüm ben.
Kalıplar ülkeden ülkeye değişiyor diyenleri buna inanan zavallı dudağı bükük insanları tanıdım.
Sırf içine giremiyor diye o, dünyaya mal olmuş tasarımcıları iki saniye de harcayanlara şahit oldum.
Pasta börekleri şuursuzca miğdeye indirip o plates senin bu plates benim çırpınıp duranları...
En kötüsünü gördüm ben. Beden bulamayıp erkek reyonunda aynı modeli arayanları.
Hem gördüm hem bizzat yaşadım.
PS olmayacaksa deneme, denediysen zorlama
29 Nisan 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder