18 Ekim 2009 Pazar

P:S Bloguna bakarsan bağ bakmazsan dağ olur

Bloglarıma önem vermiyorum. utanç içinde yatacağım bu akşam.

13 Ağustos 2009 Perşembe

P.S Reklamzede Olmamak için Reklama Para Öde

Sevgili not ediyorum okurları ya da sadece ben, okullar bitirdim, dirsekler çürüttüm marketing nedir ne değildir herşeyi yalayıp yuttum ama bu işler okumayla yazmayla olmuyor işte tecrübeyle öğreniliyor.
Facebook diye bişey var. Bilen bilir :)
kah arkadaş edinilir kah sevgili
benim amacım tamemen kendi yağıyla kavrulan bir girişimci olarak reklam yapmak. sesimi sevenlerime duyurmak. bol bol fotoğraf çekmek için reklam bütçesi ayırmadan reklam yapabilmek.
İşte bu sebepledir ki profilimin adını değiştirip her ekleme talebini kabul edip ne kadar grup varsa üye olup işin cılkını çıkardım.
İşte o cılk sesinin kulaklarda yankılanması da bugüne rastgeldi.
tam arka arkaya üye olduğum grup sayısı 19 a ulaşmıştı ki.. çat diye atıldım facebooktan.
kısaca kara listeye aldılar beni.
Seven sevmeyen herkese haber olsun ben bir süre ortalarda yokum.
facebook beni geri alana kadar fotoğraflarımı sadece web sitemden takip edeceksiniz.
bu da kulağıma küpe olsun.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

P.S Bugünün Tezini Yarına Bırakma!

Aman tanrım nerdeyse 2 ay olmuş yazmayalı. not alacak bir şey bulamadım sanmayın. öyle notlar aldım ki hepsi kafamın bir yerinde. hiç birini unutmadım!
Fakat bu aralar en önemli ve gündemimde olan bir not var. o da bugünün işini yarına bırakma.
Yüzyıllardır insanlar birbirine bunu söylemiştir herhalde. ya da.. kimbilir kaç yumurta kapıya dayanma olayından sonra ben bu cümleyi hatırladım. Ve her seferinde bunu bir daha yapmayacağıma yeminler ettim.
Nafile!
son dakika insanıyım ben. Bir şekilde işler hep yoluna girdi hayatımda. Doğru anı bekliyorum palavrasına inananlardanım.
Klasik bir balık burcunun hayalperestliği ve pozitif düşünceleriyle beslenen ruha sahibim.
Bir hafta içinde proje teslimi yapmazsam okulun kapısının önünde kıçıma tekmeyi yemiş bir halde oturacağım.Bir de bu yetmezmiş gibi teslim etmem gerek bir sürü fotoğraf işi var. Eee evdekilerde kartondan değil ki doyurmak giydirmek yıkamak ütülemek lazım.
Bir de sosyal çevre mevzusu var ki onları da ihmal etmeye gelmez.
Kadınsan kendine vakit ayırmanda mecburi hizmetler arasında. tırnak bakımı saç baş gibi antik kuntik işler bütününü yapacaksın!
Gece gece nereden aklıma geldiler. Niye alıyorum bu notları?
35 yıl sonra tam da bu zamanda açıp baktığımda değişmiş bir ben olacak mı?
bak daha da derin mevzular açıldı ben deştikçe.
en güzeli burada kesmek.
ne demiştim?
Bugünün tezini yarına bırakma! yola devam..

26 Mayıs 2009 Salı

P.S Bazen bir Niyet Cinnete Dönüşebilir

Sonunda biri yapmak istediğim şeyi yaptı. Ama Türkiye de değil tabiki. Çin de.
Olsun yaptı ya o da yeter.
Saatlerini bizim gibi trafikte harcayan kalabalık ülkelerden biridir Çin. Tip olarak çok benzediğimizi düşünmüyorum ama sonuçta Asya kanı taşıyoruz ya davranışsal olarak ortak noktalar var elbet.
Eee tabi insan olmanın getirdiği benzerliklerde.
Neyse diyeceğim odur ki bugün güzel bir haber vardı Hurriyette. Anlatınca güzel dediğim için beni cani zannelerde olacaktır ama bu olay ciddi traji komik.
ben haberi aynen yazıyorum.

"Çin'de saatler süren intihar eylemine kızan 66 yaşındaki Lian Jiansheng, intihar etmek isteyen ve trafiği 5 saat kilitleyen 44 yaşındaki Chen Fuchao'i iterek köprüden attıktan sonra ‘asker selamı' verdi."

Hangimizin aklından geçmiyor? dürüst olalım. Daha iki gün önce köprüden geçerken demiştim. Eskiden ne intihar girişimleri olurdu şu köprüde diye.

Caddebostan Esentepe arası işe gittiğim dönemlerdi onlar. Sabah bir kaza bir intihar olayı trafik felç.

Atla allahın salak kulu. atlaki biz de sen de kurtulalım şu işkenceden derdim içimden.

Gerçi sonra her İstanbullu gibi trafikte uyumayı öğrendim.

Bunu not etmeden geçemedim.

Birini o koca köprüden itmeye cesaret edemem elbet ama yine de cinnet anı bu insan hali belli olmaz.

P.S Bir gün intihar girişimcisini köprüden atarsam ben de İstiklal Marşını Okuyacağım

17 Mayıs 2009 Pazar

P.S Can Çıkar Huy Çıkmazmış

Yaz geldi ya çırpı şortlar çıktı piyasaya. Çırpı şort ne mi? Tabiki çırpı bacakların rahat rahat giyebildiği kısacık şortlar.

Bağdat caddesi civarında yaşayanlar bilir güneşi biraz gördük mü biz caddeliler hemen yaz havaları estiririz. Hafif hafif içimizi ısıtan güneş ilginçtir ki çoktan tenimizde bronzluk etkisi yapmıştır. ya da.. tamamen solaryum etkisi mi demeliydim.

Şapidik terlikler geçer ayaklara. Saçlar yataktan yeni kalktım edasıyla toplanır. Kafa gözlük oranının standartlara uymadığı bir gözlük ve valiz niteliğinde bir çantayla salına salına yürüyüş yapılır cadde boyu.

Ben bunları hiç birine özenmedim henüz. Tek kafayı taktığım nokta çırpı şortu oldu. İşte bu nedenle gittim platese yazıldım. Herkesin bir hayali var ya işte benim de en büyük hayalim oldu çırpı şortu.

Zincirleri kırmanın şerefine de rakı balık yaptım ada manzaralı balkonumda.

Bu ne perhis bu ne lahana turşusu dediğiniz duyar gibiyim.

İtinayla not ediyorum. " can çıkar ama huy asla.."

12 Mayıs 2009 Salı

P.S Hamile Bir Kadınla 9 Ay Dededikodu Yapma

Yazarım ben bunu dedim. İnanmadı.
9 ay 10 günü doldurmuş arkadaşım şimdi öğrendim. Bu 9 ay 10 günde bilmem kaç yüz bin kere telefonlaştık. Kah güldük kah ağladık. Aman dedim bu kadar bekledin hemen doğurma. Rekora koş. Prim yapalım bunu biz.
Ben sadece doğum fotoğrafları çekmiyorum koçlukta yapıyorum anne adaylarına diyorum bas bas. İşte kanıtı. Artık ne konuştuysak Demir' e pek bir rahat geldi içerisi.
Şimdi tırım tırım tırsıyoruz. Elinde orta şekerli bir kahveyle doğacak çocuk. Çıktığı gibi bülbül misali şakıyacak.
Çocuktan al haberi olacak bizim fısır fısır dedikodular.
Hep böyle miydik.
Düşündüm. 10 sn sürmedi. Cevabı evet.
Her normal vakanın içinde bir anormallik yaratmışızdır. Şimdi de el kadar çocuk alet oldu. Olacak şey mi?
Dostlar alışverişte görsün. Bizimkinin dünya umru değil. Çarşıya çıktım. Biraz heyecan olur da doğururum belki dedi.
Doktoru bile kendine benzetmiş. İşim var pazar doğurma sakın demiş.
olacak şey mi?
Bunu kesinlikle not ediyorum. hamile bir kadınla 9 ay dedikodu asla yapma.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

P.S Her Duyduğuna İnanma

Bugün gazeteleri okumuşsanız şöyle garip bir yazıyı es geçmiş olamazsınız. Ziraat Bankası T.C kimlik numarasının son hanesi 4 ile biten kadınlara ( bu kelime "ev hanımları", "anneler", "sadece anneler değil babalar da", "yok yok herkes" diye de değişiklik gösterdi ) 400 TL verdiği haberi yayınlandı. Daha doğrusu yayınlanmış. Bizzat görmedim.Bu aralar sadece gazetedeki satılık siteler, evler, trilyonluk daireleri okuyorum. Daha doğrusu o kadar çok yer kaplıyorlar ki başka bir haber göremiyorum.
Bu konudan nasıl haberim oldu diye merak edenlere özetle: Hikayenin kahramanları: Araba kullanan bir kadın, yanında oturan bir sazan ve o sırada araba kullananı arayan bir anne.
Haberi duyar duymaz T.C kimlik numarasının son hanesinin 4 olduğunu farkeden arabayı kullanan kadın ( ki bu kesinlikle ben değilim ) sazan arkadaşının desteğiyle girdiği otoparktan aynen çıkar bir kaç sokak ötedeki Ziraat bankasına gider. Arabayı park ederken eşiyle bahse girer; Bankaya girer. Daha "T.C..der demez bütün gün bu saçmalıkla uğraşmak durumunda kalmış görevliden zılgıtı yer. Kıkırdıya kıkırdıya arabaya biner; İddayı kaybetmiş ama espiri yeteneğini hala bünyesinde barındırarak sevgili eşini kandırır. İnanmayan ve dekontu maille isteyen eşe güzel parmaklarıyla oluşturduğu sanat eserinin fotoğrafını çekip gönderir; Eş elin sahibini tanımaz. Kadın ve sazan arkadaşı ( bu ben oluyorum) bir somun ekmeği karşılıklı yerken katıla katıla güler. Kendilerine eğlence çıkarır.
P.S Her duyduğuna inanma; annen söylüyorsa hiç inanma!